Günün Haberleri   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle


 
DOLAR
4,7081
EURO
5,4796
IMKB
93,043
ALTIN
194,220
 
Hava Durumu ANKARA
15 / 26 C°
Değiştir
 
     
 
Medya Spot Google
 
 
 Ana Sayfa  Gündem   Ekonomi   Dünya   Yaşam   Medya   Spor   Magazin   Polis Adliye   Eğitim   Yerel Haberler 
 
Gelinime Mektup
 ZELİHA BEDİR 27 Mart 2015 Cuma  

“Gelin” ifadesi bile ne kadar yabancı bana… Ne gelin olma hayali kurdum ne de birilerinin gelini olmak için çaba sarf ettim… İtici geliyor işte. Üstüme giyemiyorum bu elbiseyi… Ama gelinim evet, eşime, onun bana verdiği aileye saygım sonsuz, onlar benim ailem…
 
                                                ***
 
Bir çocuk yetiştirmeye nail olanlar hayatı ayrıntıları ile tecrübe etme şansı da buluyor. İnsanların taktığı her türlü maskeyi görebiliyorsunuz. Çocuk sahibi olmayanlar, biz yaşamıyor muyuz, hayatı tecrübe etmiyor muyuz, diye sormayın lütfen. Sizler de biliyorsunuz ki, ben başka bir konuya değiniyorum.
 
Eğer geleneksel olsaydım erkenden evlenmiş, çocuk sahibi olmuş ve hatta çocuğumu evlendirmiş bir kadın yaşındayım… Ama değilim, yanlış bulduğum bir davranışı gerçekleştiremem ben… Kendi çocukluğunu yaşayamamış, kendi iç ve beyin olgunluğunu, fiziksel gelişimini tamamlayamamış biri çocuk yetiştiremez bence… Ben inandıklarım uğruna kafa tutmayı iyi bilirim. İnatçıyımdır da…Bu düşüncedeyim diye, benimle hemfikir olmak zorunda değilsiniz… Saygı duyarım… Fakat, iddia ediyorum… Neslimizi düşünce düzeyi yüksek, bilinçli bireylerden oluşturmak istiyorsak en az iki jenerasyonun bu tür bir fikri savunuyor ve arkasında duruyor olması gerek… Yoksa durum vahim…
Çocuk yetiştirmek, kendi çocukluğunun defolarını çocuğuna aktarmak değildir. Bazıları, dünyaya getirdiği yavrusunu bireysel olarak değerlendiremezken, ona her baktığında kendi çocukluğunu yaşıyor beyninde… Sözde her şeyden üstün tuttuğu yavrusunun çocukluğunu yaşamasını engelliyor farkında değil…  Kendisi her durum ve şartta renk değiştiren ebeveyn, küçük çocuğuna da bunu öğretiyor… Çocuğun doğruları, yaşam içinde kural tanımayan ve her durumu menfaate çevirmeyi bilen ( legal ya da illegal yollardan), sürekli değişen bir yapıda oluyor…
 
                                                     ***
Bilinç düzeyimiz yerlerde sürünüyor… Öyle meraklıyız ki siyah beyaz yaşama… Çocuklarımıza da bunu aşılıyoruz…
Ne kadar haksız olunursa olunsun salyalar gözyaşlarına karışınca affediliyor… Ağlayınca haklı oluyorsun bu memlekette… Balık hafızalı, sorgulamayan, araştırmayan bir millet olunca görüntüye kanıp taraf olmak işimize geliyor… Yüz kızartıcı hatalarda bile, ağlayarak, “yaptım ama pişmanım” deyince birden güç kazanıyorsunuz. Bu özür dilemek kendini kabullenmek ya da geçmişini affetmek değil… Bu özür güç kazanmak için yapılıyor… Tribünü de topladıysanız algı değişimi yapabilecek güce sahip olmuşsunuz demektir. Topladığınız tribünün kanaat önderi olmamanız ise imkansız… Sözde ağlak, güçsüz, yardıma muhtaç görüntü veren, aslında kalabalığı yönetecek güce kavuşuyor… Bu düşüncelerim yabancı mı sizlere? Bir bakın toplumsal olaylara, bir bakın siyasete… Bütün başlangıçların kaynağı nerede? Sonra da dönüp kendinize bakın. Savunduklarınız ile yaptıklarınıza, kimlerin yanında durduğunuzdan adalet anlayışınıza…
 
Erken yaş evlilikleri ya da yeterli bilinç olgunluğuna erişemeden evlenme, dünyaya getirilen çocukların ciddi boyutlarda hırpalanmasına neden oluyor…
 
Küçük yaşta evlilik ve sahip olunan çocuk, kişiye hayatta erken yol alma imkanı mı tanıyor sizce?
 
Çocuğunuz ile aranızda yaş farkının az olması avantaj mı?
 
Ben yaşadığım toplumun bir ferdi olarak üzerime düşeni yaptığıma inanıyorum.  Bir anne olarak da, mutlu, sağlıklı, dengeli, saygılı, toplumsal ve aile sorumluluğunu bilen bir birey yetiştirmeye çalışıyorum… Çocuğumu seviyorum ve var olduğu için her gün şükrediyorum… Beni seçtiği ve bana bu tecrübeleri yaşattığı için mutluyum…
                                                        ***
Tabiatında hep insancıllığı koruyan ama tavizsiz doğrularımı savunurken bazen bana, “nasıl bir kaynana olacağını merak ediyorum” diyenler çıkıyor… Bildiğim bir şey var. Ben kaynana olmak için dünyaya gelmiş biri değilim. Yani, oğlumun eşi olacak hayat arkadaşı için daha şimdiden kolları sıvayıp, gardımı alamam. Çünkü, hayatımın bir yönü var…“Asla yapmam ya da mutlaka yaparım” dediğim belirlenmiş kalıplarım yok… Yaşamdaki her sahnenin bir zamanı var… O günün şartları, olayları ve konuları davranışımı belirler… Düşüncem belli ama… Oğlumun ve sevgili eşinin uyumlu ve mutlu bir yaşam sürmesi… Kendi yaşamlarını yaşayabilmeleri… Ben onların sadece destekçileri olabilirim. Yaşamımın ağırlığını sırtlarına yükleyen değil…
 
Eğer o günleri göremezsem, bugünden gelinime bir mektubum var: Sevgin, saygın ve uğurun ile gel sevgili gelinim… Mutlulukla, sağlıkla, huzurla, uyumla ve meyveleriniz ile birlikte yaşayacağınız upuzun yıllarınız olsun…

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 1   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 
CanCan
27 Mart 2015 Cuma 21:48
Cok guzel bir mektup olmus...yillar sonra gelininle beraber okursun insallah...
Katılıyorum  Katılmıyorum  
Puan verilmemiş

 Yazarın Diğer Yazıları
 
  ÇOK OKUNANLAR
  YAZARLAR

 
EMİN VAROL
 
CHP'de Vekil Olmak

 
Ercan Deva
 
Hatalar Zinciri ve Ortak Akıl

 
MURAT ŞAHİN
 
Yaşasın Halkın Zaferi,Kahrosun Hainler...

 
Cahit Saraçoğlu
 
Kamu Faizde, Özel Sektör Kredi ile Boğuşuyor

 
HAYATIN İÇİNDEN
 
Asgari Ücret ve Muhalefet

 
ZELİHA BEDİR
 
ANA/KADIN

 
Yasin Burak Arslan
 
Yatırım Maliyeti ve En Önemli Giderler

 
Deniz Özgür
 
LUNAPARK
  ÇOK YORUMLANANLAR
  ANKET
24 Haziran Cumhurbaşkanlığı Seçim Anketi
Recep Tayyip Erdoğan
Meral Akşener
Muharrem İnce
Selahattin Demirtaş
Temel Karamollaoğlu
DoğuPerinçek
 Sonuçları göster   
 
 
RSS

Add to Google
Medya Spot'ta yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Medya Spot sorumlu tutulamaz.