Damat adayı ise İstanbul'un köklü ailelerinden birisinin oğluydu.
İstanbul'da Boğaz'da ünlü bir otelde düğünleri yapıldı.
Ertesi gün özellikle magazin sayfalarında, düğünle ilgili ilgi çekici haberler yer aldı.
Bazı gazetelerin magazin sayfalarında, gelinin üzerindeki yabancı paralarla gelinliğin şekil değiştirdiğine yönelik haberler yer alırken, konuya ilişkin haberler içinde geline verilen altın takıların tahmini ağırlığını belirten yazıların ve hatta yorumların yer aldığı görüldü.
Aileler mutluydu. Her iki aile de kendilerinin tek evlatlarının evlilikle biten arkadaşlığından sonra gelecek açısından evlatlarının daha güzel günler geçirmeleri konusunda ellerinden gelen her şeyi yapmışlardı.
Balayından sonra yeni çiftler kendilerine düğün hediyesi olarak gelinin üzerine takılan toplam 60 bin euro civarındaki parayı bankaya yatırmayı, yaklaşık 6.5 kilo civarındaki altın mücevherat ve külçe altını da yine bankada kiralık kasada saklamayı kararlaştırdılar.
Öncelikle yeni gelin, düğün sırasında üzerine iğnelenerek takılan euroları bankada adına bir hesap açtırmak suretiyle değerlendirmeyi düşünmüştü. Eşi de bu fikri uygun bularak oturdukları eve yakın bir banka şubesine birlikte gittiler.
Damat beyin babası yeni çifte oturmaları için İstanbul'un mutena bir semtinde ev satın almıştı. Bir cuma günü çift bankada hesap açtırmak üzere banka şubesine gitmeyi uygun bulmuşlardı.
Bankadaki görevli memur kendisine tevdi edilen euroları kontrol etmek üzere yerinden kalkarak arka bölmede bir yere gitmişti.
Biraz sonra o görevli elinde paralarla gelerek yeni evli çifte paraların 45.500 eurosunun sahte olduğunu söylediğinde iki genç bu duruma çok şaşırmış olarak "imkânı yok olamaz" diye adeta birlikte yanıt vermişlerdi.
Ancak banka görevlisi durumu amirlerine de anında iletmiş olduğundan servise bakan banka müdür muavini iki genci kendisinin çalışma bölümüne davet ederek onlarla kısa bir görüşme yapmayı uygun görmüştü.
Bu arada hesap açmak için yeni gelinin nüfus kâğıdını da talep etmeyi ihmal etmeyen görevli elindeki paraları müdür muavinin masası üzerine bırakarak görevi başına dönmüştü.
Müdür muavini sohbet sırasında gençlere nerede oturduklarına, hangi işte çalıştıklarına dair birkaç soru sorduktan sonra, müdür muavininin yanına iki genç adam gelerek "Biz davetiniz üzerine emniyetten geliyoruz, buyurun efendim" diyerek müdür muavinine kendilerini tanıştırdıklarında yeni evli çift hâlâ olayın farkında olmadan, neden bizim paralar sahte olsun, bunda bir yanlışlık var diyerek itirazlarını sürdürüyorlardı.
Bu sırada iki emniyet görevlisi yeni evli çifte "ayağa kalkın" diye uyarıda bulunduklarında şaşkınlıkları bir kat daha arttı.
Yeni evli çift ayağa kalkınca kıdemli olduğu anlaşılan polis memuru çiftlerin üzerini arayarak 435 euro ile bankamatik kartlarını ve 560 TL parayı alarak, öncelikle müdür muavinine euro ile TL'nin de sahte olup olmadığı konusuna bakılmasını isteyerek ayrı bir tespit talep etmişler ve yapılan tespitte 435 euronun 400 eurosunun da sahte olduğu tutanakla belirlenmişti.
Yeni evli çift şaşkındı. Kendilerine sahte para sürme suçu yüklenmek isteniyordu. Polis memuruna nazik bir şekilde "Babamıza telefon edebilir miyiz" diye sorduklarında, "Hayır şimdi şubeye gitmek zorundayız. Sonra eğer avukatınız varsa görüşebilirsiniz" diye sertçe yapılan uyarıyla iki genç daha da şaşkınlaşmıştı.
O gece mali poliste ifade vermişler, paralar bir defa daha polis tarafından kontrol edilmiş, paraların bankanın tespit ettiği şekilde sahte olduğu kesin olarak belirlenmişti.
Olay yargıya intikal etti. Gelinin anne ve babası ile damadın anne ve babası tam anlamı ile şaşkın ve perişan haldeydiler.
Düğünün yapıldığı otelde düğünü görüntüleyen kasetlerle salondaki kameralarda görünen herkesin ifadesine başvuruldu. Ancak bütün ifade sahipleri kendilerinin geline sahte para takmadıklarını, sahte paraların üzerindeki parmak izlerinden kimin sahte para taktığının tespit edileceği ve kolaylıkla belirlenebileceği yönünde ifade verdikleri anlaşılınca olay daha da karmaşık hale geldi.
Olay halen yargı aşamasında. Çiftler Türk Ceza Yasası'nın 197'nci maddesi çerçevesinde yargılanıyor.
Her iki aile zor günler yaşıyor. Olayın açığa çıkmasından sonra gelinin annesi de işinden ayrılmak zorunda kaldı.
Düğünlerde gelinlerin üzerine para takmak âdeti şimdi iki ailenin sıkıntıya düşmesine neden oldu. Bu gibi olaylar duyduğumuz kadarıyla artma eğiliminde.