Sigaraya karşı alınan önlemler ve sıkı denetimin uygulanmadığı denetimsiz fabrikalar,egzoz gazları,araç balatalarından çıkan ve havaya karışan tonlarca konsorejen abbest tozları havayı zehirlemeye devam ederken dumansız havasahası diye millet kandırılıyor.
19 Temmuz'dan bu yana Türkiye'de kahvehaneler, barlar, kafeler, restoranlar ve eğlence mekanları dahil, halkın ortak kullandığı tüm kapalı alanlarda sigara içmek artık yasak. İnsan sağlığını korumak için başlatılan uygulamanın sloganı da 'Tam Dumansız Türkiye'. Ancak Türkiye tam dumansız bir hava sahasına kavuşamadı, çünkü havayı kirleten tek şey tütün ürünleri değil. Araçlardan çıkan egzoz gazı, fren balatalarında kullanılan asbest tozları,denetimden yoksun fabrikaların bacalarından salıverilen dumanlar,halka bedava diye dağıtılan kalitesiz linyit kömürü ile içindeki uranyum halk sağlığı açısından aslında çok daha büyük bir tehdit oluşturuyor.Tüm bunlar bilindiği halde nedense görmezden geliniyor. Bu tehdidi 'görmek' için İstanbul'un yanı başındaki Dilovası'nın kıyısından köşesinden geçmek yeterli oluyor. İnsan sağlığını korumak adına bir yandan sigara içilmesi yasaklanırken, bir yandan da Dilovası'ndaki 200'e yakın fabrikanın havayı zehirlemesi Türkiye'nin 'tam dumansız' olmadığının en büyük kanıtlarından biri. Üstelik Dilovası'nda fabrikalar ile yerleşim yerleri iç içe.
EVET SİGARA ZARARLI!
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, bakanlığın sitesinde yaptığı açıklamada 'Dumansız Hava Sahası' kampanyasının yararlarından şöyle bahsediyor: 'Bu kampanyayı desteklemek için herkesin mutlaka iyi bir nedeni olduğuna inanıyorum. Çünkü tütün ürünlerini sadece tüketmek değil, dumanına maruz kalmak dahi sağlık için ciddi tehlikeler yaratıyor. Bilimsel araştırmalar gösteriyor ki tütün dumanı; akciğer kanseri, kalp hastalıkları, astım krizleri, solunum yolları rahatsızlıkları ve akciğer yetmezliği gibi ciddi hastalıklara yakalanma riskini artırıyor.'
'Kanser kasabası' Dilovası
ÇOK sayıda metal ve kimya tesisi bulunan Dilovası'nda fabrikaların çevreyi iki şekilde kirlettiğini belirten Doç. Dr. Etiler, 'Biri havaya verdikleri gaz ve tozlar, diğeri ise Dilderesi ve doğrudan denize verilen atık suları. Otobandan geçerken, metal eritme kazanlarından çıkan dumanları görmek mümkün. Yine aynı şekilde fabrikaların ya arıtma tesisleri yok ya da varsa çalıştırılmıyor. Ayrıca 10'dan fazla liman var. Sahilin tamamı liman olarak kullanılıyor' dedi. Tüm bunların Dilovası'nı 'kanser kasabası'na dönüştürdüğünü kaydeden Doç. Dr. Etiler, Kocaeli Üniversitesi olarak bölgeye dair araştırmalarının devam ettiğini ifade etti.
Her 3 kişiden biri kanserden ölüyor
ETİLER, 1994-2004 yılları arasındaki süreci kapsayan araştırmalarının sonuçlarını da tekrar hatırlattı: 'Bu dönemde Dilovası'nda ölümlerin yüzde 32'sinin kanser nedeniyle meydana geldiğini gördük. Ölüm nedenlerinin yanlış ya da eksik kaydedilmiş olma olasılığı nedeniyle ölenlerin evlerine gidildi, hastalık belgeleri incelenerek yakınlarıyla görüşmeler yapıldı. Türkiye ve dünya genelinde meydana gelen her 100 ölümün 12-13'ü kanser nedeniyle olurken, Dilovası'nda her 3 kişiden biri kanserden ölüyor. Ölenlerin yarısına yakını da akciğer kanseri. Bilindiği gibi akciğer kanserinin iki önemli nedeni var; biri sigara, diğeri de hava kirliliği.
Ekonomik kriz kirliliği unutturdu
KOCAELİ Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'ndan Doç. Dr. Nilay Etiler, bu bölgede yerleşime izin verilmesinin 'Dumansız Hava Sahası' yaklaşımıyla bağdaşmadığının altını çizdi. Etiler, şunları kaydetti: Dilovası'nda kamusal bir sorumluluk var. Bu, 'Yerlere tükürmeyin' gibi bir şey değil; olayın çeşitli tarafları var. Biri devlet ki, denetim yapma sorumluluğu var; diğeri de sanayiciler. Çevre Yasası'nın özü, sanayileşmeyi çevre kirliliğinden daha önemli buluyor. Çevrenin kirlenmesini önlemek sanayi için bir maliyet unsuru, devlet de bunu biliyor. Kriz gündeme geldiğinden beri küresel ısınmanın ağza alınmadığına dikkat çekmek isterim.
İskenderun Körfezi de yok edilecek
SİGARA yasağının gerçek anlamda halk sağlığını korumaya yönelik bir politikanın parçası olmadığını, sadece bir AB uyum çalışması olduğunu vurgulayan Greenpeace Akdeniz Denizler Kampanyası Sorumlusu Banu Dökmecibaşı, çevre kirliliğinin önüne geçmenin de sigara yasağı kadar kolay olmadığını belirtti. Dökmecibaşı, son derece tehlikeli kimyasalların hakim olduğu ve daimi bir toksik etkinin görüldüğü Dilovası'nda tehlikenin nesiller boyu devam edeceğinin altını çizdi. Hükümetin son zamanlarda aldığı yeni kararlarla İskenderun bölgesini de sanayi alanı olarak seçtiğini hatırlatan Dökmecibaşı, 'Söz konusu planlar gerçekleşirse, İskenderun Körfezi de aynı şekilde yok edilecek' dedi.
Füsun AKAY