İkinci sırada ise alışveriş fırsatlarını görmek yer almaktaymış. İyi de hangi konuda bilgi edinmek istiyormuşuz derseniz, haberlerle fiyat araştırmalarının en çok merak ettiğimiz konular olduğunu söylüyor araştırma. Peki, hangi ürünlerin fiyatı bizi daha çok ilgilendiriyor?
Kadınlarla erkekler ilgi alanlarına göre farklılık gösteriyormuş. Bilgisayar parçaları ve cep telefonu fiyatlarına vâkıf olmaya çalışan erkeklerle kozmetik fiyatlarına bakan kadınların yüzdesi hemen hemen denk. Ayrıca kadınlar kitap ve dergiyi internetten satın alırken erkekler bilgisayarlarını daha hızlı ve güçlü kılacak parçaların peşinde dolaşıyor. Arama motoru kullanımında açık ara Google, ardından da MSN ve Yahoo gelirken; bilgisayar kullanıcılarının sayısı 30 milyona doğru koşuyormuş. Kadınlarla erkekler internette dolaşırken karşılarına çıkan reklama bakıyorlar mıymış?
Evet, bakıyorlarmış hem de hiç yabana atılır cinsten bir oran değil. Kullanıcıların üçte biri önüne gelen hemen her reklamı tıklıyormuş.
Peki, maddi gücün internetten yapılan alışverişte ürün seçiminde bir etkisi var mı? Araştırma, daha çok A/B SES gruplarının yani maddi açıdan güçlü olanların internette daha çok alışveriş ettiğini gösteriyor.
Haydi, bir basamak daha yürüyelim ve A/B SES grubunun en çok neyi internetten satın aldığına bakalım. Başta tatil, uçak bileti, kozmetik ürün, cep telefonu ve bilgisayar malzemesi. Bir alt açılım olarak kadınların giysilerini de online alışverişten seçtiklerini söyleyebiliriz.
Peki C1/C2 SES grubu yani yıllık geliri A/B'ye göre daha makul olanlar neleri internetten satın alıyor? Sırasıyla cep telefonu, kozmetik ürün, uçak bileti, bilgisayar malzemesi, giysi, ayakkabı ve hatta ev dekorasyon malzemesi. Son soru, her internete giren mutlaka bir şeyler satın alıyor mu? Hayır, yüzde 60'tan fazlası daha çok karar aşamasında interneti kullanıyor. Şimdi bir kıssadan hisse çıkarırsak: Kadınlar hangi gelir düzeyinde olursa olsun kozmetik ürünlerini internetten alırken erkekler daha teknolojik yaklaşıyor ve eşitler arasından en uygun fiyatta olanı seçiyor. Yani geçmişin amiyane tabiriyle 'kazıklandım ve de kandırıldım' teranesi bitmek üzere. Burada bir uyarı yapmayı görev biliyorum: Gelen mesajlardan da gördüğüm üzere internetteki alışveriş sitelerinin sertifikasyonuna ve güvenirliğine mutlaka bakınız. Kandırılmayalım derken internet siteleri tarafından ketenpereye getirilen pek çok mağdur olduğunu biliyorum.
KIZ SEN İNTERNETİN NERESİNDENSİN?
Sosyal ağ deyip de geçmeyin, onun da bir karakteri var. Eh, çok normal. Birbirine benzeyenler birbirlerini bulur söyleminden yola çıkarsak; Facebook'çular sayıları en çok olanlar ve kullanıcılarının ilgi düzeyi Twitter ve MySpace'e göre daha yüksekmiş. Daha çok evli ve emeklilerden oluşan kullanıcılarının aylık gelir ortalaması 61 bin dolar. Yaş ortalamasının yüksek olmasının da bir gereği olarak kullanıcıları sosyal medyalarına epey sadık.
Twitter'cılar için kullanılan tabir 'en süper'ler biçiminde. Haber kategorileri, restoranlar, spor, politika, bireysel finans ve dinî konular başta olmak üzere müzik ile çok ilgililer. Kitap, ayakkabı kozmetik alıcıları burada. Pek çoğunun blogu var ve Twitter'da epey uzun süre kalıyorlar. Peki, bu maratoncuları ayakta tutan nedir? Elbette kahve. Twitter'cılara 'kahveciler' de deniyor. Yarı zamanlı çalışıyorlar ve yıllık 58 bin dolar ortalama kazançları var.
MySpace'çiler genç, eğlenceli ve duygusal. Sitenin müdavimleri arkadaşlarıyla hoş vakit geçirmeye, mizaha, komediye ve video oyunlarına düşkünler. Amerika'da daha çok siyahlarla İspanyolların itibar ettiği bu sitede bekârların oranı yüzde 60.
Linkedln kullanıcıları daha çok ağır ağabeyler. Görece daha iyi para kazanan, siteyi iş bağlantısı ya da iş yapabilecekleri kişilere ulaşmak için kullananların hemen hepsi burada. Haber izliyor ve spor olarak da yoga yapıyorlar. "Peki, bundan bize?" ne diyebilirsiniz, demeyin! Sosyal ağın karakterine uygun ürünlerinizi buralardan site kullanıcılarına pazarlayın!
3G'ye Cem Yılmaz'lı misilleme
Türk Telekom, Cem Yılmaz'lı tanıtım serisine bir yenisini daha ekledi. Sanatçı, reklamda geçmişe dönüş yapıyor ve eski söylemlerindeki çelişkileri de ortaya koyarken yeni ürünü Wirofon'u sahiplenip öne çıkarıyor. Reklamı yapılan ürünü anlatmak benim açımdan biraz zaman alacak; ama evden, işten ve de internet bağlantısı olan her yerden kablolu olup da kablosuz bağlanarak ucuz konuşma imkânı sağlamayı vaat eden sabit hatlı bir telefon bu.
Ürünün reklamına gelince; Cem Yılmaz, Türk Telekom'un uzun vadeli marka yüzü olarak neredeyse kurumun logosu kadar TT ile özdeşleşti. Son reklam filminde de sanatçıyı her defasında keyifle izletebilecek bir çekim yapılmış. Çünkü Cem Yılmaz'ın güçlü yanı, sözlü iletişim becerisi ön plana çıkarılmış. "Folklorik Alman giysili uyanık Türk, Roma'da" da olduğu gibi Wirofon'da da sade ve anlaşılır bir yol seçilmiş. Sanırım biz Cem Yılmaz'ın bir şov edasıyla İngilizce şarkı söyleyerek dikkatimizi çekmeye çalıştığı tarzını değil de, söylediklerini tek tek duymayı seviyoruz.
WIRO Cep'in teknolojik olarak ne kadar başarılı olduğunu cihazı kullanarak göreceğiz. Sayısız baz istasyonuna sahip cep telefonları bile kapsama sorunu yaşarken, Wirofon'a ilişkin iyi ya da kötü gibi bir varsayımda bulunmak istemem. Ancak bütün bunların, 3G ile algıda öne geçen GSM operatörlerine bir misilleme ve son dönemde cep telefonu lehine dönüşen talebi frenlemeye yönelik olduğunu söyleyebilirim.
Limonataya iade-i itibar
Son dönemde yıldızı nohut-pilav gibi giderek yükselen bir diğer geleneksel lezzetimiz de limonata. Geçmişin düğünlerinde bir parça pasta ile ikram edilen limonata, o eski günlerdeki itibarına kavuşurken içecek markalarının da gözdesi oldu. Uludağ ile başlayan markalı limonata atağı Aroma, Doğanay ve Pınar gibi markalarla devam ediyor. Kolalı içecekleri sağlıksız, gazozu sade ve sodanın birden fazlasını uygun bulmayanlar, limonata önerisine hayır diyemiyor. Limonata tercihinde dünyayı saran sağlıklı yaşam trendinin yükselişi de etkin olurken, yükselen pazar doğal olarak küresel markaların da gözünden kaçmadı. Şimdilerde adını 'Limoncan' taktığım sevimli animasyon 'Limonsu'larla ekranda boy gösterirken, Cappy'nin de bu pazara girdiğini duyuruyor. Bildiğimiz ama bir kenara attığımız limonatayı makyajlayarak pazara süren ve yeni bir kategori oluşturan 'pazarlama zekâsını' kutlamak gerek.