Atatürk ve oruç
Önce "Oruç tutan yazar, okunur... Tutmayanı okuyan günaha girer" muhabbeti oldu. Şimdi de "Atatürk oruç tutar mıydı?" sorusu...
Araştırdım.
"Atatürk'ün Uşağı Cemal Granda Anlatıyor" adlı kitapta cevabı var. (*)
Bazı satırlarını yansıtıyorum...
ATATÜRK VE KADİR GECELERİDin konusunda Atatürk'ün tam anlamıyla laik olduğu söylenebilir. Kimsenin inancına karışmaz, dindar kişilere saygı gösterir, yobazlara, softalara çok kızar, din kavramının sömürülmesine izin vermezdi.
Cumhuriyetin ilanından sonra din ve devlet işlerini birbirinden ayırınca rahat bir nefes almıştı. Laikliği çevresindekilere aşılamayı başarmıştı. Benim, yanında bulunduğum süre içinde hiç namaz kılmadı. Oruç da tutmadı.
Ramazanlarda içki içer, fakat kadir geceleri sofra bile kurdurtmazdı. Saygısı büyüktü.
Bazen mevlit dinlediği de olurdu. Sofrada Hafız Yaşar Bey'in mevlidini saygıyla dinlerdi.
Mevlidin Miraç bölümünde "Göklere çıktı Mustafa" denince gözleri yaşarırdı. O zaman hemen kolonya götürürdük. İnanışı samimiydi. Bence Allah'a inanıyordu.
Öyle "Allah" derdi ki yalnız kalınca, O'nun gibi kimse diyemez. Herkes çekilip yapayalnız kalınca gökyüzüne bakar, kendi kendine "Allah" derdi. Böyle güzel "Allah" diyen adam yoktur.
Dolmabahçe'de ezan
Bir yaz akşamı Dolmabahçe Sarayı'nda kadınlı, erkekli otuz kadar çağrılı vardı.
Yemek sona ererken Muayede Salonu'nun büyük kapısının parmaklıkları arasından güneş doğuyordu. Eşine çok az rastlanan muhteşem bir manzaraydı bu.
Atatürk'ün bir işaretiyle manevi kızlarından Nebile Hanım, sandalyesinin üzerine çıktı. İnce endamıyla bir heykeli andırıyordu. Başladı sabah ezanı okumaya. Ahenkli bir ses geniş salonda yankılandı.
Atatürk başını yukarı doğru kaldırmış, kendinden geçmiş bir halde ezanı dinliyordu. Bir an geldi, yanaklarından yaşlar süzülmeye başladı. (1)
GİZLİ İÇMEZDİHalife sıfatlı padişahların "gizli içtikleri" sır değildir.
8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın da "gizli içtiğini" yakın çalışma arkadaşlarından çok kez dinledim.
Çikolata eşliğinde birkaç kadeh likör içermiş.
Ya Atatürk?
İçtiğini gizler miydi?
Atatürk'ün sofrasında 12 yıl hizmet veren Cemal Granda'nın kitabından bir anıyı özetle sunuyorum...
Atatürk: Padişahlar gizli içerdi
'Moda koyundayız. Sıcak bir yaz akşamı. Sakarya motoruyla bir deniz gezisine çıkmıştık. Mehtabın ilk günleriydi. Koyun manzarası Atatürk'ün çok hoşuna gitmişti.
Atatürk bize:
- "Buraya geldiğimizi kimse görmesin. Elektrikleri de söndürüp kendi kendimize rahat bir şekilde yeyip içelim. Mehtap da hazır" dedi.
Fakat daha on beş dakika bile geçmemişti ki, çevremizin sessiz sedasız sandallarla çevrilmekte olduğunu gördük. Atatürk sarıldığımızı görünce:
- "Karanlığın anlamı kalmadı. Elektrikleri yakın" dedi.
Ortalık ışıyınca beyaz yazlık elbiseleriyle gecenin içinde Atatürk'ün heybetli vücudu, bir heykel parlaklığıyla ortaya çıktı. O an denizin ortasında bir alkış sesi yükseldi. Bizim orada olduğumuzu öğrenen başka sandallar da kafileye katıldılar.
Atatürk, sevgi gösterisinde bulunan kalabalığa, sanki kendi konuklarıymış gibi sormaya başladı:
- "Size ne ikram edeyim, ne istersiniz?"
Sandallardaki kalabalık arasından sesler yükselmeye başladı:
- "Paşam seni isteriz."
Görülecek manzaraydı bu. Atatürk bir ara eliyle beni çağırdı:
- "Rakı, şarap ne varsa hepsini halka dağıt. Bana da bir şişe bırak" dedi.
Ben de ne kadar içki varsa, orada bulunan herkese dağıttım.
Bağırış, çağırış gırla gidiyor. O zaman Atatürk, karşısında coşan, sevgi gösterisi yapan halka doğru kadehini kaldırarak şöyle konuştu:
- "Vatandaşlarım... Buna rakı derler. Vaktiyle padişahlar gizli içerlerdi. Ben açık içiyorum. Siz de benimle beraber içiyorsunuz. Neticede unutmayın ki, ben de sizin gibi insanım." (2)
...........................
(*) Atatürk'ün Uşağı Cemal Granda Anlatıyor/Kristal Kitaplar, 2. baskı. (1) Sayfa: 222 (2) Sayfa: 215.