NECATİ DOĞRU
O yağmur damlası!
14 yıldır olanları gördü.
Onları tanıdı, tanıklık etti.
Yaptıklarını izledi.
Yağmur damlası dün dile geldi ve “İstanbul’u Nuh Tufanı gibi sarsan Allah’ın afeti değildir, 14 yıldır yönetenlerin yağmuru, afet olmaktan çıkartıp doğa olayına dönüştüremeyen çapsızlıklarıdır” dedi.
Yağmur damlasına inanırım.
O yalan söylemez.
İki yüzlülük yapmaz.
Gerçeği saptırmaz.
Halkı aldatmaz.
***
Eskiden, çok eskiden, diyelim ki 50 yıl önce, 60 yıl önce, 80 yıl önce yağmur damlaları azar azar gelirdi. Su yataklarına, vadilere, tepelere azar azar düşerdi. İstanbul denilen bu nazenin coğrafyada az insan, az konut, az inşaat çok bol toprak vardı, yağmur damlasını emerdi. Yağmur damlaları yeraltı suyu olur, barajlara dolar, nimete dönüşürdü. Şimdi son 5 yıldır, son 10 yıldır, son 20 yıldır yağmur damlaları, küresel ısınmadan dolayı, yoğun geliyor, yağmur damlaları İstanbul denilen büyümüş büyümüş, şehir cinnetine dönüşmüş kentin hiçbir yerinde artık sızacağı toprak bulamıyor. Tepeler ev, su havzaları inşaat doldu, dere yatakları apartman ormanı, asfalt tarlası, beton cinneti oldu.
Damla nimet olamıyor.
Damla öldüren afet!
Damla, 14 yıldır aynı çizginin; İstanbul’u yönetmeye münasip gördüğü liderlerden “Tayyip Başkan, Müfit Başkan, Kadir Başkan’ın afeti” oluyor.
***
O yağmur damlası!
14 yıla tanıklık etti.
İstanbul’u kişi başına 17 metrekare yeşil alanı olan bir şehir olarak planlamaları gerekirken; bunu yapmadılar, dere yataklarına, su havzalarına, tepelere, vadilere imar izinleri vererek, binlerce plan tadilatı yapıp, şehir arsalarını “dişleme yoluyla” rant kazandırmaya alet ederek ve 2 katlı gecekonduları 4 katlı, 4 katlıları 14 katlı apartmanlar ormanına dönüştürerek İstanbul’un rantıyla zenginleştim havasına giren ev sahiplerini, kondu sahiplerini, apartman sahiplerini de son 2 günde yaşandığı gibi “afete teslim olma kaderciliğine” soktular.
Yağmur damlası biliyor.
İstanbul’un yağmura düşecek toprak kalmamış bölgelerindeki, su havzalarındaki, dere yataklarındaki cinnet yapılaşmayı azaltacak ve dönüp insanlara; “Daha az metrekare evin-apartmanın-konutun-dükkânın olsun fakat bu şehir hem deprem afetinden hem sel felaketinden korunur olsun” diyecek ve bunu başaracak “Dönüşüm Yasası”nı çıkartmadılar.
***
Yağmur damlası tanıktır.
Oy kaçar diye korktular.
“3. köprüyü dikeceğiz ve Merkez Bankası’nı Ankara’dan taşıyarak İstanbul’u finans merkezi yapacağız” deyip şehri 25 milyon nüfuslu ve yağmur damlalarının düşeceği bir milim toprak kalmamacasına betonlaştırılmış “her afete gebe” bir İstanbul haline getirdiler.
Sel, 31 can aldı.
Maddi zarar çok büyük.
Sorumlusu, son 14 yıldır.