Çölaşan Operasyonu’na çarpıcı yorum
Aydın Doğan kurban kesti
Hürriyet’in sürpriz kararını değerlendiren gazeteci yazar Yalçın Küçük, “Bu, Aydın Doğan’ın AKP’ye tâbi olduğunu anlatmasının bir yoludur. Aydın Doğan bu iktidara kul olduğunu göstermek için kurbanını kesti” yorumunda bulundu.
1985 yılından bu yana Hürriyet’te yazan Emin Çölaşan, gazetenin sembol
isimlerinden birisiydi
Ali Kemal zihniyeti ÇÖLAŞAN’ı tasfiye etti
Hürriyet’te AKP ‘ye yönelik sert eleştirileriyle tanınan muhalif yazar Emin Çölaşan’ın işine son verildi
Atatürkçü düşüncenin savunucusu gazeteci yazar Emin Çölaşan, önceki gün Hürriyet’te son yazısını yazdı. Cumhuriyetçi kalem, mandacı zihniyete ve AKP iktidarına yönelik eleştirel yazılarıyla dikkat çeken Çölaşan’ın iş akdi feshedildi. Yazılarına konu ettiği kişi ve kuruluşları sert bir dille eleştirmekten kaçınmayan yazara, alınan bu kararı Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök tebliğ etti. Gazeteport Ankara Temsilcisi Emin Özgönül’ün iddiasına göre, tebligat İzmir Crown Plaza otelde yapıldı. Çölaşan ile otelde görüşen Özkök, “Aydın Bey seni istemiyor, yollarımızı ayırmak durumundayız. Hiçbir uyarıyı dinlemedin” dedi. Çölaşan da “Hayırlısı olsun. Ben 30 yıldır eğilip bükülmedim bundan sonra da bükülmem” cevabını verdi. Bu gelişme üzerine Çölaşan, odasını boşalttırdı. Hürriyet yönetiminin Çölaşan’la ilgili kararını son yazısında müstehcen kelimeleri hiç sansür etmeden kullandığı gerekçesiyle verdiği iddia edildi. Medya kulislerinde Çölaşan’ın işten çıkarılacağı bir yılı aşkın süredir konuşuluyordu. Geçen yıl bir yazısı nedeniyle yönetimle ipleri kopma noktasına gelen Çölaşan, yıllık izne ayrılmıştı. Çölaşan, Özkök’ün kendisini araması üzerine geri dönmüştü. Emin Çölaşan sert üslubu ve muhalif yazılarıyla Türk basının en sert seslerinden biri olarak yıllardır Hürriyet’te köşe yazıyordu. Cumhuriyet’in temel değerlerini savunan Çölaşan’ın susturulmasının ardından, sırada hangi yazarların olduğu merak konusu oldu.
Doğan kurban kesti
1985 yılından beri Hürriyet’te yazan Emin Çölaşan’ın görevine son verilmesi ile ilgili en çarpıcı yorum gazeteci-yazar Yalçın Küçük’ten geldi. Küçük, “Aydın Doğan, dinsel bir emri yerine getirerek, bunun karşılığı olan kurbanını kesmiştir. Bu, Doğan’ın AKP’ye tabi olduğunu anlatmasının yoludur” dedi.
Çölaşan-Coşkun zirvesi
Emin Çölaşan’ın tasfiyesi üzerine gazetenin bir başka köşe yazarı Bekir Coşkun’un da istifa kararı aldığı haberleri yayıldı; ancak Medyatava’ya açıklama yapan Coşkun, Cunda Adası’nda olduğunu, konuyla ilgili ayrıntılı bilgisi olmadığını belirterek şöyle dedi: “Gelişmeler çok hızlı yaşandı, ben de bütün bunları değerlendirip ona göre bir karar vereceğim. Bunun için zamana ihtiyacım var. Daha Emin’le bile konuşmuş değilim. Şu anda istifa ettiğim doğru değildir.” Çölaşan ve Coşkun’un dün telefonla konuştuğu, İzmir’de bulunan Çölaşan’ın Bekir Coşkun’la buluşmak için Cunda Adası’na geçeceği öğrenildi.
Gökçek dörtköşe
Emin Çölaşan’ın görevden alınması, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in keyfini yerine getirdi. Gökçek, “Çocuklar topsuz, vatandaş dönersiz kaldı. Ben de gelir kaybına uğradım. Ankara’daki amblemli bayrakları yarıya indirdik. Bir hafta süreyle yas ilan ettik” dedi.
Özkök, işareti böyle vermişti
Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök 14 Ağustos salı günü yayınlanan köşe yazısında, operasyonun sinyalini vermişti. İşte Özkök’ün yazısında ki o bölüm:
Şimdi ailemize yeni bir arkadaşımız daha katıldı. Bir başka İzmirli; Yılmaz Özdil... Bu meslekte çok az insanın, bu kadar kısa sürede böylesine büyük başarıya ulaşma şansı olmuştur. Diyorum ki, onunki de Allah vergisi. Ama bu arkadaşlarımızı gördükçe, yazarların muhalif olmak için yaratıldığına inanasım geliyor. Negatif duyguyu pozitife çevirmek, insanın en üst hallerinden biri olmalı diye düşünüyorum. Samimiyetle, duyguyla, bilgiyle, mizahla, tarafsızlıkla yapılan muhalefet, çifte su verilmiş çelik gibi oluyor. Ona kimsenin itirazı kalmıyor. Ama hakaret, iftira, takıntı, lakap takma, haksızlık gibi şeyleri muhaliflik gibi sunmaya kalktığınız zaman iş değişiyor. Onları okudukça şunu düşünüyorum: Bu tavır özünde iktidara muhalif değil, tam aksine müttefik bir tavırdır. Ki o da takıyyenin bir başka türüdür. İşte bu duygularla Yılmaz Özdil’e aramıza hoş geldin diyorum. Onun yeri burasıdır... Yani doğru yeri bulmuştur...
En büyük mandacı
1889 yılında İstanbul’da doğan Ali Kemal, İstanbul’un işgal altında bulunduğu yıllarda Kuva-yı Milliye karşıtı ve işgal güçleri lehine yazdığı yazılarla tanınan ülkemizin gelmiş geçmiş en büyük mandacı yazarıdır. Kurtuluş savaşı öncesi Atatürk’e karşı çıkmakla kalmadı,
onu tutuklatmak için uğraştı. Milli mücadeleye karşı amansız düşmanlığı ister istemez kendisine bir takım amansız düşmanlar kazandırdı. 1922’de, İzmit’ten Ankara’ya götürülmek üzere karargahdan çıkarıldığı sırada, dışarıda bekleyenler tarafından linç edildi.
AKP iktidarına sert eleştiriler getiriyordu
Emin Çölaşan, yazılarında AKP’ye yönelik sert eleştirilerde bulunuyordu. Muhalif yazılarıyla tanınan Çölaşan’ın kaleminden iktidarın rahatsız olduğu uzun zamandır konuşuluyordu. Geçen yıl da bir yazısı nedeniyle yönetimle ipleri koparma noktasına gelen Çölaşan’ın son günlerdeki yazılarında Çankaya adayı Abdullah Gül ile Ankara’yı günlerdir susuz bırakan Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’e yönelik sert eleştiriler vardı. İşte o yazılardan örnekler...
2-1 kim kazanacak!
ABDULLAH Gül cumhurbaşkanı olsun mu, olmasın mı? Şimdi bütün Türkiye bunu tartışıyor. O mu olmalı, başkası mı? Abdullah Bey havaya iyice girdi, kendisini Çankaya’da görüyor...
* * *
Oynanmakta olan cumhurbaşkanlığı maçının amacı bu saatten sonra Çankaya’ya kimin seçileceği değil. Cumhurbaşkanlığı seçimi, oraya seçilecek kişinin karısının türbanlı olup olmamasına endekslendi! Vay benim ülkem, vay Atatürk Türkiyesi vay!
12 Ağustos 2007
Kerbela faciası
ANKARA’da yaşayan insanların, sorumsuz bir belediye ve onun başındaki şahıs yüzünden günlerdir çektikleri, kitaplara konu olacak bir hadise.
* * *
Bu rezaletten bire bir sorumlu olan şahıs ekranlara çıkıyor, güya kendini savunuyor ve bu gerçekleri dile getirenleri suçlamaya kalkışıyor!.. Ankara’da olanları, boşa harcanan, heba edilen trilyonları, kişisel ve siyasal çıkar için kullanılan paraları burada defalarca yazdım.
11 Ağustos 2007
Büyük vurgun
... AKP iktidarının uyguladığı para politikaları ve yabancılara sağladığı yasal ayrıcalıkla yapılıyor. Bu soygun, daha sonra onlar açısından vurguna dönüşüyor... Soyulan, iliğimize kadar sömürülen biziz ama kimsenin kılı kıpırdamıyor.
10 Ağustos 2007
Susuzluğun kara mizahı
...Kara mizah sürüp gidiyor. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek buyurdu: “Belediye personelini iki aylık izne çıkarmayı planlıyorum. Ankara halkı da tatile gitsin, böylece Ankara’nın nüfusu azalsın ve su tüketiminde düşme sağlansın. 50-60 bin kişi anasının babasının yanına gitsin. Fena mı olur!” Çok şey yaşamıştık da, bu kadarını duymamıştık. Burada benim de kendisine destek olma açısından bir önerim olacak! Dikkate alınmasını istirham ederim! 4 Ağustos 2007
: : İŞTE SON YAZISI : :
Vay vay vay!..
ELİMDE İstanbul’da haftalık yayınlanan bir İslamcı dergi var. Seçim sonrasındaki iki ayrı kapağını burada görüyorsunuz. İlkinde Anıtkabir’e kilit vurulmuş ve altı ok, Atatürk’ün mezarından ceset halinde çıkarılıyor.
Bir sonraki kapakta ise altı ok şöyle tanımlanıyor: (Aslında Cumhuriyet rejimine küfrediliyor!)
"Dinsizlik, Halk Düşmanlığı, Fahişelik-İbnelik, Ayyaşlık-Hırsızlık, Batıcılık-Hayvanlık, Vatan Hainliği."
* * *

Derginin Anıtkabir kapaklı sayısında, 19. sayfada bir haber. Bunları sizlerden özür dileyerek aynen veriyorum ki, herkes pisliğin boyutunu görsün. Haberin başlığı: "Dayılanan pezevenge kurşun yağdı."
"Kayseri’de seks dükkanı açarak Müslüman halkımıza meydan okuyan pezevengin kerhanesi kurşunlandı. Kayserili Müslümanlar bu o**** çocuğunun açtığı seks dükkanına giderek ’Ananın porno filmi var mı, eğer gelirse biz satın alacağız. Ananın donunu da dükkanın girişine as’ dediler.
Şimdi biz laiklerden öğrendiğimiz yöntemlerle para kazamayı öğrenen bu o**** çocuğunun anasının filminin vizyona giriş haberini bekliyoruz.
Müslüman Kayseri halkı bizi yanıltmadı ve pezevengin işyeri kurşunlandı. Onları tebrik ediyoruz.
Gün geçmiyor ki Laik Cumhuriyet’in Allahsız
ve ahlaksız rejiminin pislikleri görülmesin. Cumhuriyet kazanımları!
’İlke ve inkılapların’ oluşturduğu bu manzara karşısında biz intikam yemini ettik.
Tek tek ve topyekun, hesabını bu dünyada görmek üzere Allah’tan memuriyet diliyoruz."
Bu yayınlar (hem de "Müslümanlık" adına) İstanbul’da Valiliğin, Savcılığın, Emniyet ve öteki ilgili makamların gözleri önünde yapılıyor.
Devlet var mı? Var, var!
* Emin ÇÖLAŞAN / Hürriyet
Basın özgürlüğüne darbe
DSP Kurucu Genel Başkanı Rahşan Ecevit, Emin Çölaşan’ın Hürriyet Gazetesi’nden çıkarılmasını “basın özgürlüğüne indirilen büyük bir darbe” olarak niteledi. “Düşünce ve basın özgürlüğünün önünü kesmek için ilk adım atılmıştır” görüşünü savunan Ecevit, “Düşünce ve anlatım özgürlüğünün işten, aştan, odun ve kömürden önce geldiğini halkımızın anlayacağı günler uzak değildir. Boşuna dememişler; bir musibet bin nasihatten iyidir” dedi. Bu arada, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Diplomasi Muhabir Derneği, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Foto Muhabirleri Derneği, Profesyonel Haber Kameramanları Derneği, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Ankara Temsilciliği, Avrupa Gazeteciler Birliği Türkiye Temsilciliği ve Haber-Sen, Çölaşan’ın Çölaşan’ın işten çıkarılmasına tepki gösterdi.
Tepkiler... Tepkiler... Tepkiler...
Dehşet ve ibret verici bir durum
Hür Parti Genel Başkanı Yaşar Okuyan, gazeteci Emin Çölaşan’ın işine son verilmesini “ibret ve dehşet verici” sözleriyle nitelendirdi. Okuyan, Çölaşan’ın büyük ihtimalle AKP iktidarının Hürriyet’e yaptığı baskılar sonucu görevinden uzaklaştırılmış olabileceğini sözlerine ekledi.
Bastırma ve susturma taktiği
Türkiye’nin periyodik dönemleri olduğunu ve bu dönemlerde çeşitli yöntemlerle “baskı ve susturma” taktiklerinin sergilendiğini söyleyen Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu, “Bu bir baskı dönemidir. Düzeysizliğe , çirkinliğe, kışkırtıcılığa yapılması gereken baskı yerine eleştirilere baskı yapılıyor” diye konuştu.
Bu AKP Hükümeti’ne destektir
Emekli Tümgeneral Armağan Kuloğlu, Çölaşan’ın işten çıkarılmasının hem orduya hem de tüm laik kesime karşı bir mesaj olarak nitelendirilmesi gerektiğini söyledi. Doğan Grubu’nun AKP Hükümeti’ni kayıtsız şartsız desteklediğini ifade eden Kuloğlu, Köşk seçim sürecine dikkat çekti.
Tasfiye süreci devam ediyor
İzmir Barosu Başkanı Nevzat Erdemir, Türkiye’de Cumhuriyet rejimi üzerinde oynanan oyunlara dikkat çekerek, “Bu kapsamda, akıldan, bilimden yana olan Atatürkçü insanlara yönelik bir tasfiye ve sindirme hareketi başlatılmıştır. Türkiye’de adım adım BOP uygulanıyor” diye konuştu.
TSK’ya meydan okuyamazlar
Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Emin Çölaşan’ın görevden uzaklaştırılmasıyla Cumhuriyet sevdalılarından birinin daha etkisiz kılınmak istendiğini söyledi. Tolon, orduya ve laik kesimlere mesaj olup olmadığı yönündeki soruya da “Türkiye’de TSK’ya meydan okuyacak adam daha anasından doğmadı” dedi.
Türkiye son perdede
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, Türkiye’de sadece basının değil, beyinlerin de ortadan kaldırıldığını belirterek, bu operasyonun uzun süredir devam ettiğini söyledi. “Türkiye son perdeyi oynuyor” diyen Sinanoğlu, 2000’de start alan tasfiye sürecinin son imzasının da 2002 seçimlerinde atıldığını iddia etti.
Birilerini rahatsız etmiştir
Toplumsal Düşünce Derneği Genel Başkanı Av. Fethi Bolayır da Emin Çölaşan’ın bir bayrak ve simge olduğunu belirterek Türk milliyetçisi görüşüyle, Cumhuriyetin bölünmez bütünlüğüne göğsünü kale gibi siper eden bir yazar, yürekli kavgasıyla kuşkusuz birilerini rahatsız etmiştir. Ali Kemaller Çölaşan’ı tasfiye etti” dedi